GÖNLÜMÜZLE “BUĞZ” ETSEK…

2013-09-11 08:25:00

Bu güne kadarki uygulamaları ile sadece kendilerini ve yandaşlarını ihya etmeyi tercih eden büyük şef ve avanesi zaman zaman şaşırıp doğru işler de yapıyor doğrusu… Seçim psikolojisine girdiklerinden midir, nedir insani yanları bir, bir ortaya çıkmaya başlıyor… Öyle ki; kamerayı fark etmeleri dahi onları duygulandırıp göz yaşlarına boğuyor… Şeflerimizin Myanmar’da Müslümanların, Doğu Türkistan’da Türklerin  derilerinin yüzülerek katledildiği bu alemde, sadece Mısırlı Esma’nın “halka açılan ateş sonucu” tesadüfen öldürülmesine göz yaşı dökmesinin, sembolik hatta politik bir nedene dayandığı gün gibi ortada olsa da, elbette herkes aynı duyguyu paylaşmıyor. “Komşularla sıfır sorun” diye çıktıkları yolda, örneğin Mısır’daki darbe konusunda kadim dostları Suudi Arabistan’la bile ters düşüren bir  politikalara imza atmış olmaları, arada bir de olsa  doğru işler yapmadıkları anlamına gelmez

 “***

İşte bu doğru işlerden biri de Haliç Kongre Merkezinde düzenlenen Siirt Günleri’nin kapanış töreninde dile getirilen birkaç cümle… Birleşmiş Milletleri hedef alan bir büyüğümüz şöyle dedi. “Efendim kimyasal silah kullanılması sebebiyle müdahale eyvallah… Ancak 100 bin kişinin ölümünü bir kenara koyuyoruz, sadece kimyasal silahla uğraşıyoruz. Yani, 100 bin kişinin ölümü bizim için bir değer ifade etmiyor mu? Bunun üzerinde durmayacak mıyız? Onlar insan değil mi? Bu canlar için biz ses çıkarmayacak mıyız?” Doğru söze ne denir? Sonuçta insanlar ölüyorsa sarin gazı, biber gazı ya da tabanca mermisi… Ne fark eder. Çok önce; Amerika’nın Irak’a müdahalesi sırasında söylenmesi gereken sözler olsa bile, iyi konuştu valla… Malum “bozuk saat bile bir günde iki kez doğru zamanı işaret eder” derler ya…

***

Şimdi ben aynı soruları BM’ye falan değil direk AKP iktidarına sormak istiyorum. Irak’ta, Kuzey Afrika ülkelerine güya demokrasi getirmek için yapılan müdahaleler sırasında, milyonlarca masum insan katledilirken, bir ihtimal sadece “buğz edenler” bu soruları soramadığını bir tarafa koyalım… Beşar denen gözü dönmüş, Rusya’yı ve soy kırımcı Çin’i yanına alıp, “Müdahale ederseniz ilk sizin başınızı yakarım” diyor… Bu ülkenin insanının sizlerin yanında hiçbir değeri yok mudur ki; poker masasına oturmuş bir kumarbaz gibi, halkı ortaya sürüp, “Biz varız müdahalede her türlü koalisyona gireriz” gibi laflar ediyorsunuz? Bize ne Arap Baharından bize ne, bu zulüm ve ihanet kokan, insanlık dışı sömürge savaşından?

***

Suriye’de dengelerin değişmesinin bu ülkeye zarardan başka bir şey getirmeyeceğini bile bile neden bizim çocuklarımızı, bizi hiçbir şekilde ilgilendirmeyen bir savaşın piyonu yapmaya çalışıyorsun? Amerika bölgede hükümranlığını pekiştirecek diye kendi ülkemizde, işimizi, huzurumuzu, paramızı kaybettiğimiz yetmezmiş gibi neden bir de canımızdan olalım. Tamam Suriye’de akrabaların olabilir, hatta onlarla kardeş halklar olduğumuzu da iddia edebilirsin ama “göz göre göre uçuruma ittiğin” kardeşlerinle biz de aynı kaderi paylaşmak zorunda mıyız? Bu kirli oyuna, “Dilimizle müdahalemiz, gönlümüzle de buğz etmemiz” neden yetmiyor?

56
0
0
Yorum Yaz